atv izleradyo dinle

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Güncel Haberler

Eğtim-İş ten Kamuda Türbana Tepki

9485

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Aliağa Eğitim İş Sendikası düzenlediği basın toplantısı ile Memur-Sen’in kamu kuruluşlarında ki türban tutumunu eleştirdi. Eğitim – İş Aliağa Şubesi’nde Genel merkezce hazırlanan basın açıklamasını yönetim kurulu adına Mehmet Koruculu okudu.

Kamu görevlilerinin görevleri başında herhangi bir inanç grubuna vurgu yapamayacağını söyleyen Koruculu aksi halinde kamu hizmetlerinin taraflı yapıldığı algısı oluşacağını belirtti. Koruculu “Bütün inanç türlerine eşit mesafede durmak zorunda olan laik devlet kadrolarında görev almak isteyen yurttaşlar, devletin tarafsızlığına gölge düşürmemeyi hedefleyen ve bu yönüyle farklı inanç gruplarını barındıran toplumlarda iç barışın temelini oluşturan bu gerçeği bilerek kamu görevlisi olmaya talip olurlar. Kamu görevlisinin “sadece kamu hizmeti sunduğu zaman dilimi ile sınırlı olmak üzere” uymakla yükümlü olduğu kılık-kıyafet yükümlülüğü, görev başındayken iç dünyasında ve özel yaşamında kıyafetiyle özgürce inancını yaşamasına engel teşkil etmez. Çünkü laik devlet, yurttaşının belirli bir inanca sahip olması ya da hiçbir inanca aidiyet hissetmemesi nedeniyle baskı altına alınmasını somut hukuk kurallarıyla yasaklar” dedi.

Eğitim-Sen, Eğitim-Bir-Sen, Memur-Sen’nin Türk Eğitim-Sen’in de desteği ile anayasanın temeli olan laiklik ilkesine karşı saldırı başlatıldığını ifade eden Koruculu “Eğitim-Bir-Sen ve Türk Eğitim-Sen’in inanç özgürlüğünün gereği olarak sunmaya çalıştıkları kamuda türban dayatması, özü itibariyle tüm yurttaşlara eşit olarak sunulan inanç özgürlüğünü yaratan hukuki ve siyasi düzeni ortadan kaldırmaya yönelen sorumsuz bir girişimdir.Muhafazakarlık perdesinin arkasına saklanan sözkonusu “gerici” sendikal anlayış, toplumun tamamını kucaklayacak din ve inanç özgürlüğü için değil, tam aksine toplumun baskın dini inancının diğer tüm inanç gruplarını boğması için mücadele etmektedir” dedi.

Kamuda türban girişimi için başlatılan eylemlerin düzenleyenler açısından büyük bir hüsranla sonuçlandığı, İzmir’de söz konusu eylemlere katılımın düşük olduğunu belirten Mehmet Koruculu “Sözde sivil itaatsizlik eylemi adeta, üyelerinin Eğitim-Bir-Sen ve Türk Eğitim-Sen’e itaatsizlik eylemine dönüşmüş bulunuyor. Memur-Sen düzenlediği eylemin altında kalınca, kılık kıyafet konusunda “sözde itaat etmeyeceklerini” ilan ettikleri devlet yöneticilerine mevzuatı değiştirmeleri için yalvarma süreci başlattı. AKP iktidarının ileri gelenleri ile Cumhurbaşkanı’na mektup yazarak içine düştüğü bataktan kurtarmaları için yardım dilenen Memur-Sen’i, Türkiye Cumhuriyeti’nin çağdaşlaşma hedefinin en paha biçilmez basamağını oluşturan laik devlet modelini tahrip etme yolunda denedikleri “omurgasız sendikacılık” yöntemleri nedeniyle kınıyoruz.

Sendikamız, kamu kurumlarında yaşanan tek tük ihlallerin sorumlularının cezalandırılmalarına yönelik hukuki hazırlıklarını tamamlamıştır. İhlallerle ilgili soruşturma açılıp açılmadığı, açıldıysa sonuçları hakkında ilgili makamlardan bilgi istenmesinin ardından görevlerini kötüye kullanan sorumlular hakkında kapsamlı hukuki girişim zaman geçirmeksizin başlatılacaktır” dedi.

Gemisander'den Kirlilik Açıklaması

Gemi Geri Dönüşüm Sanayicileri Derneği, geçtiğimiz günlerde yazılı ve görsel basında çıkan "İzmir Aliağa'daki gemi söküm tesislerinde söküm için bekletilen İtalyan bayraklı gemi, şiddetli fırtına yüzünden başka bir gemiyle çarpışınca tanklarında bulunan son petrol atıkları denize döküldü. Petrol türevi atıklar yaklaşık dört kilometre çapında bir alana yayıldı. Çandarlı sahillerini siyaha boyayan atıklar çevre kirliliğine neden oldu" şeklindeki haberler konusunda yazılı bir açıklama yaptı.

5997

22 Mart günü bölgede fırtına şeklinde esen batı rüzgarları nedeniyle, Aliağa Gemi Söküm Tesisleri'nde baştankara halde bulunan İtalyan bandıralı Alba isimli 25 bin tonluk geminin (tanker), ÖGE gemi söküm tesislerindeki BW Havlys isimli gemiye yaslandığını ve yüksek dalgalar nedeniyle oluşan sürtünme sonucunda her iki gemide de hasar meydana geldiğinin belirtildiği açıklamada, 23 Mart sabahı önce Atık Yönetim Merkezi daha sonrada Sahil Güvenlik ekipleri ve Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü yetkililerince hasara uğrayan Alba isimli gemide inceleme yapıldığı, ancak geminin hasar gören bölümünden denize herhangi bir sızıntının olmadığına dair tespitte bulunulduğuna dikkat çekildi ve denizi kirlettiği iddiaları reddedildi.
Çandarlı sahilinde meydana gelen kirliliğin kaynağının tespit edilip gerçek sorumluların ortaya çıkması amacıyla Alba isimli geminin hasara uğrayan bölgesinden ve Çandarlı kıyılarından alınan numunelerin analizleri yapılmak üzere ilgili makamlar tarafından TÜBİTAK'a gönderildiğini  ve Alba isimli geminin de Sahil Güvenlik birimleri tarafından düzenli olarak kontrol edildiği vurgulanan açıklamada, ancak 28-29 Mart tarihlerinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve İzmir İl Çevre Müdürlüğü yetkilileri tarafından tüm firmaların saha ve kıyılarında yapılan denetimlerde, deniz kirliğine sebebiyet verecek bir husus ve kirlilik  olmadığının tespit edildiğini kaydedildi. Gemi Geri Dönüşüm Sanayiciler Derneği Yönetim Kurulu tarafından yapılan yazılı açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "Aliağa bölgesinde gemi geri dönüşüm tesislerinin yanında bir çok önemli sanayi kuruluşu ve yoğun bir gemi trafiği bulunmaktadır.Numune sonuçlarına alınmadan kirliğin kaynağının gemi söküm tesisleri gibi gösterilmesi son yıllarda çevre ve iş sağlığı alanlarında yapılan yatırım ve uygulamalarla yükseliş trendi gösteren sektörümüze zarar vermektedir.2012 yılında 281 geminin geri dönüşümünü yaparak Türk ekonomisine 10 milyar dolarlık bir girdi sağlayan gemi geri dönüşüm sektörü son yıllarda diğer gemi söküm faaliyetinde bulunan ülkelere nazaran Avrupa Birliği ve Dünya Denizcilik Örgütünün örnek olarak gösterdiği bir ülkedir. Bazı basın organlarında yer alan haberlere göre tesislerimizin dünyanın gemi çöplüğü olarak nitelendirilmesini, bu sektörün yani geri dönüşümün öneminin tam olarak bilinmemesinden kaynaklanmakta olduğunu göstermektedir. Dünyanın nadide koylarına ekonomik ömrünü tamamlayan gemilerin içindeki atıklarla birlikte terk edilmesi sonucu oluşacak çevre felaketlerinin önlenmesi adına çok önemli misyon üstelen sektörümüz, hurda saç ve özellikle atıkların yeniden ekonomiye kazandırılması sonucu hammadde ve doğal kaynak tüketimine engel olan ve IMO ‘nun da kabul ettiği yeşil bir sektördür.Tesislerimizde dünyaya örnek teşkil eden atık yönetim uygulamaları ile  gemilerden kaynaklanan atıkların yüzde 98 ‘i enerji ve hammadde olarak geri dönüştürülerek çevrenin korunmasına katkı sağlamaktadır. Tesislerimizde söküm yapılan alanların tamamı beton olup, söküm- kesim çalışmaları bu alanda yapılmaktadır. toprak alanlar sadece gemilerin çekim alanlarıdır. Bu alanlar işin doğası gereği toprak olması gerekmektedir. Çandarlı körfezinde sadece gemi söküm tesisleri olmadığı bu kirliliğe neden olabilecek birçok sanayi ve gemi trafiği olduğu bilinmesine rağmen sektörümüzün hedef gösterilmesi manidardır. Bu konuda duyarlı yayın yapan basın kuruluşlarımıza teşekkürü borç biliriz."

ALİAĞA KENT VİZYONU TOPLANTILARI DEVAM EDİYOR

ALİAĞA’DA KAMU KURUMLARI, ALİAĞA’NIN GELECEĞİ İÇİN “KENT VİZYONU TOPLANTILARI” İLE BİR ARAYA GELDİ

Toplanti-Foto-1

Aliağa Ticaret Odası’nın(ALTO) organize ettiği, Aliağa’nın geleceğinin konuşulduğu “Kent Vizyonu Toplantıları” devam ediyor. Yapılan son toplantıda Aliağa Kaymakamlığı, Aliağa Belediyesi, Aliağa’daki kurum-kuruluş yetkilileri ve idari amirler bir araya gelerek Aliağa’nın geleceği için önemli bir adım attı.

Adnan Saka:“7 Nisan Pazar günü halk ile buluşacağız”

ALTO Başkanı Adnan Saka yerel kurumların bir araya gelmesi ile ortak irade oluşturulabileceğini söylerken, ”Birlikte hareket edebilirsek Aliağa’nın sorunlarına çözüm üretebiliriz. Daha kuvvetli olabilir, bazı uygulamaların lehimize dönmesini sağlayabiliriz. Biz oda olarak kent vizyonu toplantıları ile bu gücü ortaya koymaya çalışıyoruz. İlk önce odamız meclis üyeleri ile bir araya geldik. Daha sonra Sivil Toplum Kuruluşları(STK), köy, mahalle muhtarları ve siyasi parti temsilcileri ile ayrı toplantılarda bir araya geldik. Son toplantıda da Aliağa Kaymakamlığı, Aliağa Belediyesi ve ilçenin kurum-kuruluşlarının idari amirleri ile bir araya geldik. Çok yoğun katılımın olmasından ve ilçedeki idari amirlerin Aliağa’nın geleceğini önemsiyor oluşundan dolayı oldukça mutluyuz. Şimdi sırada 7 Nisan 2013’de halk ile buluşacağımız toplantı var. Orada da halkın özgür bir ortamda görüşlerini paylaşmasını sağlamaya çalışacağız” dedi.

Toplantıda sanayi yapısından çevre sorunlarına ve altyapı eksikliklerine, sosyal ihtiyaçlardan kurumlararası diyaloga birçok başlık mercek altına alındı

Aliağa’daki kamu kurumları yetkilileri Aliağa’nın mevcut durumu ve geleceği ile ilgili beklentilerini ve sorunlara çözüm önerilerini aktardılar. Toplantıda başlıca konuşulan konular; sağlık ihtiyaçları ve çevre kirliliği, altyapı eksiklikleri, kurumlararası diyalog, STK’ların Aliağa’daki rolü, şehir trafiğinin düzene girmesi ve buna bağlı ticari alanların genişletilmesi, sosyal yaşam mahalleri konusundaki ihtiyaçlar, ulaşım yapısı, Aliağa sanayisi ve altyapı ihtiyaçları, istihdam konuları, Aliağa’nın lojistik geleceği, Yenişakran’a gelen cezaevinin Aliağa’ya etkileri, sanayinin Aliağa sosyal yaşamına katkısı, eğitim ihtiyaçları gibi konular oldu. Yerel siyasetin, Aliağa’nın ihtiyaçları, menfaatleri ve sorunları söz konusu olduğunda birlikte hareket etmesi gerektiği de toplantıda konuşulan konular arasında yer aldı.

Aliağa Sanayisi birkaç firma dışında, Aliağa’da sosyal sorumluluk projelerinde yer almıyor

Aliağa sanayisinin genel olarak sosyal sorumluluk projelerine katkısının yok denecek kadar az olduğu konusunda görüş birliğine varılan toplantıda, konu ile ilgili proje koordinatörü Prof. Dr. Meltem Onay tarafından bir rapor oluşturulacağı, bu raporun tüm toplantı süreçlerini de içerecek şekilde hazırlanacağı ve 7 Nisan Pazar günü yapılacak olan halk toplantısı sonuçlarının da eklenmesiyle kamuoyu ile paylaşılacağı belirtildi.

ALİAĞA’DA LİMAN YOL SORUNLARINA ÇÖZÜM ARAYIŞI

ADNAN SAKA’DAN HAYATİ YAZICI’YA LİMAN SORUNLARI DOSYASI

saka-dosya-yazici

Aliağa Ticaret Odası(ALTO) Başkanı Adnan Saka, Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcının Aliağa gümrük bölgesini ziyareti sırasında Aliağa’nın liman bölgesinin sorunlarını içeren bir dosya verdi ve ilçenin liman bölgesinde yaşadığı sıkıntılar ile ilgili konuları dile getirdi.

Adnan Saka:”Aliağa limanlarının ülke ekonomisine katkısı her geçen yıl artıyor”

2012 yılında, Aliağa limanlarında 54 milyon ton yükün elleçlendiğini ve bu yükün bölgedeki 7 metrelik etrafı sit bölgeleri ile çevrili bir yola sıkıştığını belirten Adnan Saka, “Aliağa limanlarından 2010 yılında yaklaşık 7 milyar dolar, 2011 yılında yaklaşık 10 milyar dolar, 2012 yılında da yaklaşık 11 milyar dolarlık ihracat yapıldı. Bölgede Petkim başta liman yatırım projeleri de bulunuyor mevcut limanlar kapasitelerini arttırmak için çalışıyor. Aliağa limanlarında elleçlenen yük miktarlarına bakıldığı zaman da artış açıkça görülüyor. İlçedeki limanlarda 2010 yılında 34 milyon, 2011 yılında 39 milyon ton ve 2012 yılında 54 milyon ton elleçleme yapıldı. Yani Aliağa istatistiklerin de gösterdiği gibi her geçen gün daha çok önem kazanan bir ilçe” dedi.

Plansızlıktan kaynaklı altyapı eksiklikleri bulunuyor

İlçede liman bölgesinin ülke ekonomisine katkısının yadsınamayacak boyutta olduğunu vurgulayan Saka, Aliağa limanlarının altyapı eksiklikleri ile karşı kaşıya kaldığını, limanlara giden yolun yeterli olmamasından ve plansız olmasından dolayı yoğun bir trafik sorunu yaşandığını belirtti. Geri hizmet alanları yetersiz olduğunu de söyleyen Saka bölgede bir tır parkı ya da araçların, şoförlerin bekleyeceği alanların da bulunmadığını ifade etti.

Hayati Yazıcı:“Konuyu ilgili Bakanlıklara aktaracağım”

Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’ya dosya sunmasının ardından, Yazıcı liman yolları konusunda yaşanan sıkıntıları kendisinin de gördüğünü, konuyu Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na aktarma konusunda aracılık yapacağını söyledi.

BAŞBAKAN ERDOĞAN VE SCHMIDT'TEN PETKİM KONTEYNER LİMANI'NA TAM DESTEK

liman-foto1

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Danimarka Başbakanı Helle Thorning-Schmidt, SOCAR Türkiye'nin Petkim Yarımadası için belirlediği 'Value-Site-2023' vizyonunun en önemli adımlarından biri olan Petkim Konteyner Limanı yatırımına tam destek verdi.

Resmi ziyaret ve Türkiye- Danimarka İş Forumu toplantısına katılmak üzere Danimarka'ya giden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve mevkidaşı Helle Thorning-Schmidt, Petkim Konteyner Limanı için 22 Şubat'ta Petkim ile Danimarka merkezli A.P. Moller-Maersk Grubu çatısı altındaki APM Terminals arasında imzalanan yatırım anlaşmasının resmi seremonisine katıldı. Erdoğan ve Schmidt'in iki ülke şirketleri arasındaki bu önemli yatırıma güçlü destek mesajı vermesi, Türkiye ve Danimarka ekonomik ilişkileri açısından da dönüm noktasını oluşturuyor.

SOCAR Türkiye Başkanı (CEO) ve Petkim Yönetim Kurulu Üyesi Kenan Yavuz, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Petkim Yarımadası'nda yapımı süren ve projelendiren yatırımlara her zaman destek verdiğini vurguladı. Hükümet nezdinde verilen desteğin kendilerine büyük moral verdiğini kaydeden Yavuz, bu önemli yatırımla başta Ege ve Akdeniz Bölgesi olmak üzere Türkiye'nin liman kapasitesine, dolayısıyla dış ticaret hacmine çok önemli bir ivme kazandıracaklarının altını çizdi. Petkim Limanı'nın geliştirilmesi, daha ekonomik olarak işletilebilmesi ve Türkiye'nin en büyük entegre limanı haline getirilmesi amacıyla Petkim Limancılık Ticaret A.Ş.'yi kurduklarını belirten Yavuz, şunları söyledi:

"Biz Petkim Yarımadası için belirlediğimiz 'Value-Site' vizyonu çerçevesinde bir yandan yarımadamızın bugünkü ve gelecekteki ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik yatırımlar yaparken, APM Terminals ile uzun süreli bir işletme anlaşması imzalayarak limanımızda konteyner operasyonlarını başlatmak için ilk adımı attık. Bugün Kopenhag'da Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Danimarka Başbakanı Sayın Helle Thorning-Schmidt'in huzurunda resmi seremonimizi gerçekleştiriyoruz. Başbakanımıza ve Danimarka Başbakanı Sayın Helle Thorning-Schmidt'e bugün burada oldukları için ve işbirliğimizi destekledikleri için şükranlarımı sunuyorum. Ben ve çalışma arkadaşlarım, bizlere duyulan bu büyük güveni boşa çıkarmamak için gecemizi gündüzümüze katarak yoğun şekilde çalışıyoruz. Vizyonumuzun önemli bir parçasını daha hayata geçirmenin ve ülkemize verdiğimiz sözleri yerine getirmenin gururu içindeyiz. 1.5 milyon TEU konteyner elleçleme kapasitesine sahip olacak limanımızın işletmesini bu alanda dünya devi olan APM Terminals yapacak. Bu yatırım ülkemizin dış ticaretine büyük katkı sağlamasının yanında Türkiye, Azerbaycan, Danimarka ve Hollanda'yı ortak paydada buluşturan müthiş bir sinerji kaynağı olacak. Liman ve lojistik yatırımlarımız ile ülkemizin en stratejik sanayi bölgelerinden biri olan Aliağa'yı ülkemizin en büyük entegre lojistik merkezi olma noktasına taşımayı hedefliyoruz. Limanımızı bölgenin en büyük entegre limanı ve lojistik merkezi haline dönüştürmeyi hedefliyoruz. Yapacağımız yatırım, Aliağa ve Nemrut Limanlar Bölgesi'nin de dünyanın sayılı lojistik merkezlerinden biri olmasını sağlayacak. Petkim Konteyner Limanı Projesi'ni tanımlarken 'Kaybedenin olmadığı bir proje' cümlesini kullanmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Bu işbirliğinin ülkelerimize hayırlı olmasını diliyorum."

APM Terminals CEO'su Kim Fejfer ise, "Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Sayın Erdoğan'ın liderliğinde Türkiye, hızla büyüyen bir pazar olarak küresel ticaret için önemli bir coğrafi kesişimde yeni fırsatlar yaratıyor. Petkim ile yeni ortaklığımızla beraber deneyimimizi Petkim Limanı'nın gelişimi, bu değişimin heyecan verici bir parçası olmak ve Türkiye'nin ilerlemesi için kullanacağız" dedi.

VALUE-SITE 2023 VİZYONUNUN LOJİSTİK ADIMI: PETKİM LİMANI

Petkim Konteyner Limanı başlangıçta 1,5 milyon TEU ve potansiyeli ile 4 milyon TEU olan konteyner elleçleme kapasitesi Ege Bölgesi'nin en büyük entegre limanı olacak. Yüzde 100 Petkim iştiraki olan Petlim Limancılık A.Ş. tarafından yapılacak yatırımın ilk fazı 2015 yılında, ikinci fazı 2016 yılında tamamlanacak. İnşaat aşamasında 500, işletme döneminde ise 260 kişiye sürekli istihdam sağlanacak.

Konteyner terminal işletmeciliğinde dünyanın lider kuruluşu APM Terminals ile yapılan stratejik işbirliği ile Petkim Limanı, Alsancak Limanı'nın bugünkü kapasitesinden yaklaşık yüzde 50 daha fazla başlangıç kapasitesine sahip olacak. Petkim Konteyner Limanı tamamlandığında Marmara, Ege ve Akdeniz Bölgesi'nde 11 bin TEU kapasiteli konteyner gemilerinin rahatlıkla yanaşabileceği tek liman olacak. Türk sanayicileri Pire ve İskenderiye gibi limanlarda zaman kaybetmekten kurtulacak; ihracatçı firmaların navlun maliyeti azalacak. İzmir- Çanakkale karayolunun yanında oluşturulacak geri hizmet sahası, mevcut demiryoluna entegre edilecek. Konteyner depolanması için liman sahasında 42 hektar, geri hizmet alanında ise 6 hektar olmak üzere toplam 48 hektar lojistik saha yapılacak. Aliağa ve Nemrut Limanlar Bölgesi'nin sayılı lojistik merkezlerinden biri olmasını sağlayacak konteyner ve genel kargo limanı projesi ile pazar talebine bağlı olarak kapasite 4 milyon TEU'ya kadar çıkarılabilecek.

Diğer Makaleler...